Geçip Giden Ölüm

Geçip Giden Ölüm

Geçip Giden Ölüm

Bir feryat ile sıçrıyoruz oturduğumuz yerden. Konuşmalarda hep “son nokta” diye geçen, içerisine hiç girmediğimiz, merakımızın ayaklarımızı hiç zorlamadığı Palyatif Onkoloji Birimi’ne koşuyoruz. İçeri girmiyoruz, kapısı kalabalık.. Bir abla feryat figan ağlıyor, babannesi ölmüş. Yakınlarda gençten bir kadın telefona sarılmış, sağa sola koşturuyor. Torunu olduğunu anladığımız genç geliyor asansör tarafından. Ellerini başına koyuyor, şokta. Ağlayan ablaya sitem ediyor, “neden” diyor, “neden aradın?”. Bilmiyoruz tabi nedenini. Neden sorusunun cevabı gözü yaşlı ablada. Mırıldanıyor bir şeyler, anlamıyoruz. Genç torun koşuyor asansörlere, yitip gidiyor gözden.

Biz orada, kapının önündeki sandalyelerde oturmuşuz, izliyoruz. Kimsenin yüzüne bakmak istemiyorum, çay makinesine dikmişim gözümü. Yandan izliyorum olan biteni. “Dur oğlum, yapma, herkes bize bakıyor” cümlesindeki “herkes”e ait olmak istemiyorum. Durdukça öğreniyoruz ki ölen teyzenin başında yasinler bile okunmuş. Bekleniyormuş. Beklensin, ne çıkar. Beklenen şeyler mutlu mu ediyor? Haklı çıkmak bu kadar acıtmamıştır ablayı, torunu ve diğerlerini.. Vazife olarak gördükleri şeyleri yapmış olmanın rahatlığı yaralarına merhem. Hiç olmazsa diyordur abla, hiç olmazsa duasını okudum, giderken dualarla gitti. Allah rahmet eylesin..

Ölüm..

Bir yandan alıp götürürken bir şeyleri, bir yandan da sımsıkı yapışıyor bedene. Orada, insanlar çığlık çığlığa yitirdiklerine ağlarken, düşme sinyali veren şeker ile kalkıyoruz ayağa. Birkaç kesme şeker, birkaç dilim meyve gece iğnesi öncesi. Ölüm çalmış komşunun kapısını, daha sıramız gelmemiş.. Sımsıkı tutunmak gerek eldekine..

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Blogumu beğendiyseniz sosyal medyada paylasabilirsiniz.: )

  • Follow by Email
  • Facebook
    Facebook
  • Google+
    Google+
    http://www.dongusel.net/gecip-giden-olum">