Güldüm ve durdum. Gülümsemek düşünce kesintisine neden olur mu?
Show Buttons
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkdin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us
Hide Buttons

Güldüm ve Durdum

güldüm ve durdum

Güldüm ve Durdum

Bu sabah yığılmış notlarımı karıştırırken, 2012 Mart’ında yazdıklarıma denk geldim. Günlük tutmayı oldum olası sevmişimdir, fakat öyle süslü defterlere, özel kağıtlara yazma hevesim değil benimki. 3’te 1’i kullanılmış da kalanı boş kalan okul defterlerine, “bu da not defterim olsun, yeter kağıtlara yazdığım” diyerek aldığım fakat hiçbir zaman bitirmediğim 60 sayfalık defterlere yazar dururum. Tabi sonra hepsinin sonu parçalanıp güzelce yok edilmektir ama anlık duygu geçişlerimin ancak yazarak üstünden gelebildiğim için kalem, kağıt ikilisi benim vazgeçilmezlerim arasına girmiş.: )

Ne yazmışım Mart’ta?

Yazdıklarım içine alıntılar, şarkı sözleri serpiştirmeyi severim Başlığı da Osho’nun “Gülerken düşünce durur” sözüne istinaden seçtim. İlk Cem Yılmaz aklıma geldi, insanları nasıl neşelendirdiği, kahkahalar eşliğinde nasıl güzel zamanlar geçirttiğini düşündüm. Gülmek biraz silgi mi yoksa biraz örtü mü bilemedim. Silgiyse şayet, mütemadiyen gülmeyi deneyebilirim, gülme terapilerine katılmayı ciddi ciddi düşünebilirim. İçimdeki devi, çocuğu, uyuyan güzeli şiddetle dürterek, olmadı başından aşağı buz gibi sular dökerek uyandırabilirim.

Osho’nun içi boş lafına pek denk gelmedim. Anlamadıklarımı bir kenara koyduğumda kalan küçük bir bölüm, uygulamadığım için pişmanlık hissine dönüşmüş olsa da nerede görsem okuyacağım, unutsam da tekrar döneceğim bir insan.

Aralıksız akan düşünce rüzgarlarının yorduğu ve kimini asabileştirdiği, kimini pasifleştirdiği, kimini ise umursamaz yaptığı bir gerçek. “Üstünde yaşadığımız yuvarlak sürekli dönerken, bir noktaya kene gibi yapışarak orada öylece hareketsiz kalmak akıl karı mıdır?” diyor Hasan Ali Toptaş’ın Uykuların Doğusu’ndaki dayımız. Sadece o yuvarlak dönmüyor, düşünceler de aynı hızla yer değiştirip duruyor, ne aceleleri varsa artık! (Hasan Ali Toptaş için ayrı bir yazı yazacağım, satırlarının tadı mükemmel.)

Gülmekten nerelere geldik? Gülmenin düşünce akışını durdurduğunu kabul edersem, gülmek mutlu eder diye devam ederim ama her mutluluk anında düşüncenin kesildiğini söyleyemem. Anıları düşünürken de mutlu olabilir insan, bir müzik duyduğunda müzikle bir olduğunda da mutlu olur. Mutlulukla bağlayamam Osho’nun sözünü. Evet, biraz daha karıştırdım günlüğü. Ertesi günkü alıntıda “sabah gözlerinizi açmadan gülerek başla güne ve yatarken gülerek yat” demiş yazar. Reçete gibi bir cümle, tahminimce Ruh Eczanesi kitabından olmalı, o dönemler kitap elimde değil diye hatırlıyorum, muhtemelen başka şeyler ararken karşılaştığım bir yazısından araklamış olmalıyım. İlerki sayfalarda Hipnozcu’ya geçmişim, sonra Bulantı (Sartre). Ooo çok eski.

İşin içinden çıkılacak gibi değil, çünkü üç sayfa sonra boş sayfalar karşılıyor beni. En iyisi deneyimlemek, gülerken içtekini izlemek. Uslu uslu oturuyor mu yerinde yoksa yine telaşlı telaşlı gevezelik mi yapıyor bakmalı.

Haydi gülümse!

Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*