Kar Orhan Pamuk

2002 yılında yayınlanan Kar kitabı sadece ülkemizde değil tüm dünyada büyük bir ilgi gördü. Yazıldığı dönemde bir çok eleştiri alan kitapla ilgili olarak dünkü The Guardians’ta yayınlanan bir yazıyı paylaşmak istiyorum sizinle.

Kars’ta yaşanan hayali bir darbeyi konu alan kitap, çok fazla tepki gördü. İslami radikallerin kadınları başörtüsü takmaya teşvik ettiği bir şehirde, kökten dincilerin laik devlete karşı ciddi tehditler oluşturduğu, din adına katledildiği ve Avrupa karşıtı retorikleri kışkırttığı bir şehir Kars. 11 Eylül 2001’in perspektifinden bakıldığında, Kar alegorik görünüyor.

Kar Kitabı Orhan Pamuk

En iyi kitaplar listesinden düşmeyen kitabı 2018’de okumak, olaylara farklı bir gözle bakabilmeyi sağlıyor. Kars, ülkenin doğusunda, unutulmuş bir kasabada, sakinlerin eğitimli kozmopolitleri yeniden kızdırdığı ve korkuttuğu bir yer. Kasaba sakinlerinin birçoğu işsiz ve neredeyse her şeyi hepsi görmezden geliyorlar. Bazı demagoglar, bu boş vermişliği kendi siyasi amaçları için kullanırken, yerel gazeteler tarihi yanlış yorumlayarak geleceği değiştirmeyi amaçlayan haber öyküleri yazmaktadır. Milliyetçiler, nefret ve tansiyonu canlandırarak ortalığı karıştırmaktadırlar. Kasaba, dünyanın geri kalanından ve gerçekliğinden giderek daha fazla ayrılan bir yer haline gelir.

Bu kitapta okuyucunun kendi dünyasını, okuduğu her şeye yansıtma eğiliminde olduğu kolaylıkla görülebilir. Fakat sanatçının gözü, okurdan çok daha önce fikirleri geliştirdiği için gelecekten ziyade çoğu zaman şimdiye çok daha keskin bir gözle bakabilir.

Kar kitabı

Orhan Pamuk New York Times Röportajı

Orhan Pamuk 2004 yılında New York Times muhabirine verdiği bir röportajda  Batılı entelektüellerin dikkatini, ülkenin en fakir, en unutulmuş ve belki de en çok görmezden gelinen kısmıyla çekmek istediğini söyledi. Pamuk hayali bir kurgu üzerine yazıyordu ve Türkiye’deki insanlar hakkında düşünüyordu. Dahası, Pamuk da bu insanları anlamaya çalışıyordu, bu da romancıların bize getirdiği başka bir armağandır, – yargıdan ziyade sempati. Anlatıcı Orhan Pamuk, bir dönemler en çok satan kitaplar arasında yer alan Kar romanında Kars halkından çok fazla bahseder.  Okuyucu onun özlemini, üzüntüsünü, korkusunu ve umudunu hissetmeye ikna edildi. Ancak nesnel olarak Kar romanı bir kaybedenin gözünden, yalnız bir adamın kendini tam anlamıyla destekleyebildiği bir yerde geçiyor. Kars’ta yaşlı bir adamın ve beraberindeki tüm şehrin güvenliğini feda eden, sadece hayran olduğu kadınla beraber olan bir adamın öyküsü de anlatılır. Pamuk bize kimsenin tamamen kötü olmadığına inandırmaya çalışıyor. İslami radikal idealizmini ve inançlarını anlamamıza yardımcı oluyor.

Orhan Pamuk New York Times muhabiri ile yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir: “Edebiyat aracılığıyla söylenmeye korkulan ya da düşünülmekten çekinilen şeyler anlatılabilir. Politik romanlarda kimsenin anlatmak istemediği şeyler anlatılabilir. Kimsenin haklı olmadığı ve kimsenin doğru olanı söyleme hakkına sahip olmadığı yazılabilir. Günümüzde politik bir romanı yazmayı ilginç kılan şey de tam olarak budur. ”

Ayrıca, Kar’ı bu kadar büyüleyici yapan ve yayınlandığı dönemde olduğu gibi bugün de güçlü bir şekilde yankı uyandıran şey de oldukça cesur bir dille yazılmış olmasıdır. Gelecek nesillerin Kar’ı 2028, 2038 ve 2048’de okumalarına ve kendi aynalarının bir parçası olarak görmelerini sağlayacak bir empatiye sahip.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Blogumu beğendiyseniz sosyal medyada paylasabilirsiniz.: )

  • Follow by Email
  • Facebook
    Facebook
  • Google+
    Google+
    http://www.dongusel.net/kar-orhan-pamuk">