Küçük Prens

Küçük Prens

KÜÇÜK PRENS

Her ne kadar çocuklar için yazılmış olsa da her yaştan okura sahip olduğu, her yaştan insanın kendinde bir şeyler bulduğu, unuttuklarını hatırladığı bir çok şey var Küçük Prens’te.

Karl Marx’ın yazdığı Kapital’den sonra en çok dile çevrilen ve en çok satılan kitap olması, okuyucu kitlesinin bu kadar geniş olmasını da bir şekilde açıklıyor.

“Hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam 6 yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra…”

Müthiş samimi bir anlatım, bayılıyorum cümlelerine. Her okuyuşta farklı algılar yaratan, minikleri yetişkinliğe hazırlayan, yetişkinleri ise “daha iyi” yetişkin olma yolunda geliştiren kitabın orjinal ismi Let Petit Prince.
Dünya çapında 140 milyon kopya satması kesinlikle şaşırtıcı değil. Okumayanların tekrar okuması, okuyanların ise tekrar tekrar okuması temennim. Bir başucu kitabı Küçük Prens.

Neler vardı?

fil yutmuş boa yılanı

Bakmaya değil, görmeye çalış
Çöle düşen pilotun çizdiği fil yutmuş boa yılanı, yetişkinlerce şapkaya benzetilmiş. Hayal gücünden yoksun, cansız ve donuk bakış açıları, pilotu çizim kariyerinden vazgeçirir. Oysa o tümsekten sadece boa yılanları değil, belki örtü altına saklanmış kıkır gülen çocuklar da çıkabilirdi. Ya da bir dağ, içinde dünyanın en güzel ağaçlarının tohumlarını saklayan bir dağ.. Olabilirdi tabi.: )

gül
Gerçek duygularını saklamak daha önemli şeylere bedel olabilir
Küçük Prens, bakıp büyüttüğü güle yeni gezegenler keşfetmek istediğini söylediğinde, gül kaprisinin kurbanı olup Küçük Prens’siz yaşayabileceğini söylediğinde, gülün incindiğini anlamasına rağmen onu terketmişti. Halbuki duygular saklanmasa, oldukları gibi aktarılsa daha büyük acılar oluşmasa, daha iyi olmaz mıydı?

kral
Başkalarını değil kendini yargıla
İlk gittiği gezegende, tüm gezegeni kaplayan ve kendini her şeyin sahibi sanan kral, Küçük Prens’e kendini yargılamanın başkalarını yargılamaktan daha zor ve daha önemli olduğunu öğretir. Çünkü birey olmak başkalarını değil kendini yargılamaktan geçer. Dışarıya taş atmak kolaydır, onları eleştirmek çok kolaydır. Oysa aynayı kendine çevirebilmelidir insan. Aynada gördüğünü kabullenebilmelidir.

Kibirli olma

İkinci gezegende kibirli bir adamla karşılaşır Küçük Prens. Bu adam zamanını başkalarının kendine hayran olmasını bekleyerek geçirirmiş. Kendi için yaşayan insan, kimseyi sevemez ve kimse de kibirli insanları sevmez ve onlarla yaşamak istemez.

ayyaş adam
Unutmak için içmek berbat ve zayıf bir çabadır
Gittiği üçüncü gezegende unutmak için devamlı içen ayyaş bir adam vardır. Adam çok utanıyordu, çünkü çok içiyordu. İçtikçe daha çok utanıyor, utandıkça daha çok içiyordu. Adeta kısır bir döngüye girmişti.

kibirli adam
Kendini asla fazla ciddiye alma
Gittiği diğer gezegende Küçük Prens kendini galaksideki tüm yıldızların sahibi sanan bir adamla tanıştı.
“Ben onları yönetiyorum. Onları tekrar tekrar sayıyorum. Bu zor bir iş, ve ben ciddi biriyim.”
Bu ciddiyet adamın monoton bir hayat sürmesine ve sürekli değişen, yenilenen yaşamdaki güzellikleri kaçırmasına sebep oldu.

fenerci
Eğlenceyi unutma
Gününün tamamını fenerin ışıklarını açıp kapatmakla geçiren bir fenerci ile karşılaşır Küçük Prens. Hayat su gibi akıp gidiyor ve fenerci asla dinlenemiyordu. Çünkü yaşadığı gezegende her gün bir dakikaya denk geliyordu.

coğrafyacı
Keşfetmek için içgüdülerini takip et
Gittiği diğer bir gezegende, kendi dünyası dışındaki her yeri araştırmakla meşgul olan, fakat yaşadığı yerden bihaber olan, orayı asla merak etmeyen bir coğrafyacı ile karşılaşır Küçük Prens. Keşfetmek için ne kadar uzağa gidersek gidelim aslında hiçbir yere gitmediğimizi farketmek acı verici gerçekten de.

tilki
Yabancılardan öğreneceğin çok şey olabilir
Tilkiyle karşılaşması da ilginçtir Küçük Prens’in. Tilkileri kurnaz ve hileci olarak biliriz değil mi? Oysa kitabımızda hiç de öyle değiller. Ehlileştirilmek isteyen tilki Küçük Prens ile dost olmak istiyordu. Minik arkadaşımıza verdiği dersler akıldan çıkmaması gerekenlerden:
“Bir tek kalp ile açıkça görürsün, önemli şeyler göze görünmez.”
“Gülünü önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”
“Aldığın terbiye kadar sorumlu biri olursun.”

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz
Küçük Prens güllerle dolu bir bahçeye girer. Kendi gülüne benzetir tüm gülleri, fakat sonradan anlar kendi gülünün yerini hiçbir güzel çiçeğin tutamayacağını.

“..Güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o…”

özgür
Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir
Pilot Küçük Prens’i çok sevmesine rağmen, onu Dünya’da tutmanın arkadaşına zarar vereceğinin bilincindeydi. Küçük Prens ayrılmadan önce şöyle der:
“Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım… Ben gülüyor olacağım bir tanesinde.. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında, bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak…”
Sevdiklerimizi yakınımızda isteriz elbette fakat bazen onların gitmelerine izin vermeliyiz. Onları tutmak, esir etmek gibidir. Ve özgür bırakmak gerçek sevgimizin kanıtıdır.

Küçük Prens hakkında ulaştığım birkaç şey:

Yazarı Saint-Exupéry ‘nin kitabı yazdığında yaklaşık 1000 sayfalık olduğu söyleniyor.
“Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır.”

Kitaptaki tüm resimler yazarın suluboya çizimleridir. Saint-Exupéry’nin yaşamına ait birçok ayrıntının yer aldığı iddia edilen kitap 1943 yılında, New York’ta bir otel odasında yazılmış. Mesela, kitaptaki gülün yazarın eşini; gezegenlerin ise her birinin bir ülkeyi simgelediği söylentiler arasında.

Kitabın ilk çevirisi 1953 yılında Ahmet Muhip Dıranas tarafından yapıldı. Şu ana kadar 102 farklı Türkçe baskısı yapıldı. Kitabı Ahmet Muhip Dıranas dıışnda Cemal Süreya, Tomris Uyar ve Selim İleri gibi Türk edebiyatının önemli isimleri de çevirmiştir.

küçük prens çeviri
Ayrıca Fransa euroya geçmeden 50 Frankların üstünde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyormuş.
Japonya’nın Hakona isimli şehrinde Küçük Prens müzesi vardır. Güney Kore’de de Küçük Prens konulu bir köy bulunuyor. Müze ve köy, turistler için oldukça ilgi çekici mekanlar. Yine 2000 yılında, yazarın doğup büyüdüğü Lyon içinde bulunan havaalanına Saint-Exupéry ismi verilmiş.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Blogumu beğendiyseniz sosyal medyada paylasabilirsiniz.: )

  • Follow by Email
  • Facebook
    Facebook
  • Google+
    Google+
    http://www.dongusel.net/kucuk-prens">