Malafa - Hakan Günday kitabı incelemesi ve alıntılar.
Show Buttons
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkdin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us
Hide Buttons

Malafa – Hakan Günday

malafa

Malafa – Hakan Günday

Malafa, Hakan Günday’ın okuduğum 3. kitabı. Daha ile Kinyas ve Kayra’yı satın almıştım, açıkçası bir daha Hakan Günday’ın kitaplarına para vermeyi düşünmüyordum, zira yeterince okudum. Fakat kütüphanenin raflarında rastlayıp da elime alınca, kendimi tutamadım ve 3 hakkımdan birini Hakan Günday’dan yana kullandım.: )

Evet, kitabın kapağı, kitabı okudukça uygun düşüyor içeriğine. Kapaktaki sinsi, üçkağıtçı, bir o kadar da güleç erkek tipi; tezgahtaki malları değerinin kat kat üstüne satmak için çenesini ustalıkla kullanan tezgahtar ile birebir uyuşuyor.

Ermeni argosu olduğunu öğrendiğim ve alışana kadar oldukça zorlandığım dili ile diğer kitaplarına oranla daha zor okunuyor diyebilirim. Deşalamak, yumoş, tram, meter, ahçik gibi kelimeler kitapta sıkça kullanılıyor. Antalya’da bir kuyumcu, kuyumcudaki tezgahtarlar ve müşterileri turistler ile aralarındaki ilişkiler. Malı satmak için türlü tezgahların döndüğü dükkanlar, turizm acenteleri, rehberler, dükkan sahipleri arasındaki pazarlık ilişkileri, turistlerin gözleri boyanarak bu ilişkileri tamamlamaları, vs… klasik Hakan Günday üslubu ile anlatılmış: Çekinmeden, lafı döndürüp dolaştırmadan, kalabalık yapmadan, allayıp pullamadan, bir yandan tokat atar gibi bir yandansa sever gibi…

Genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Yine karşıma çıkarsa başka bir kitabıyla, yine geri çevirmem. Fakat bu, tüm kitaplarını okuma hevesi içindeyim anlamını çıkarmasın, yeraltı edebiyatına şimdilik doyduğumu hissediyorum. Belirtmeden geçmeyeyim, en sona eklediğim alıntı, sanki Kozan’ı onaylarcasına 5 kere tekrar edilmiş.

Birkaç alıntı ile yazımı sonlandırıyorum.

“Kozan gibi binlerce insan, turistlere hiçbir zaman ihtiyaç duymayacakları mallar satar. Ve turizmde kar marjı ortalaması bire yedidir. Bir yumoşluk mal en az yedi yumoşa satılmalıdır. Yoksa her şey zararınadır. Bir yumoşluk malı yedi yumoşa satabilmek için şanslı, daha üstüne satabilmek içinse tezgahtar olmak gerekir.” (Sayfa 32)

“Evladım, her şey hayırla başlar: Müşteri ‘Hayır!’ der. Ben, ‘Hayırdır!’ derim.” (Sayfa 53)

“Sevgili Amber, Türkiye caza benzer. Bir sonraki notanın ne olduğunu tahmin edemezsiniz. Ve bu yüzden dinlemeye devam edersiniz.” (Sayfa 148)

“Çünkü tatil, bir insanın gerçek zaman ve mekandan uzaklaşmasıdır. Kendi başına hayal kurmaya gücü yetmeyenlere paketlenip sunulmuş bir üründür. Tatilin kullanım kılavuzuysa rehberdir. Saatin gerçekte kaç olduğunu sadece o bilir.” (Sayfa 158)

“Tezgahtarlığın zorluklarından biri tekrardır. İnsanın en zor dayanabildiği çalışma koşulu olan tekrar, sağlıklı bir aklın ani ölümüne neden olur. Aynı cümleleri aynı mimikler eşliğinde iki bin kez söylemiş olan tezgahtar, artık ne dediğini duymuyordur. Başka konular üzerinde yoğunlaşıyor, müşterisinin banka hesabında ne kadar tramı olduğunu ya da yanındaki ahçiğin vardik rengini tahmin etmeye çalışıyordur. Kendisini duymayan tezgahtar, konuşmasının hangi bölümünde olduğunu karşısındakinin yüz ifadesinden anlar.” (Sayfa 35, sayfa 69, sayfa 117, sayfa 154 ve sayfa 209)

Please follow and like us:
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*