Takıntılar

Size de oluyor mu? Saatlerce bir şeye takılıp kalıyor musunuz? Değiştirmek için hiçbir şey yapamadığınız bir durumla karşı karşıya kaldığınızda öyle kolay kolay kabullenebiliyor musunuz? İçinizde hiç mi fırtınalar kopmuyor? Kendinizi hiç mi yiyip bitirmiyorsunuz? Takıntılarla boğuşan bir ben miyim?

Takıntılıyım, evet fazlasıyla hem de.. Ve bu durumdan fazlasıyla rahatsızım. Yıllardır denediğim hiçbir şeyde buna tam olarak çözüm bulamadım. Deneyimlerimi anlatmayacağım. Şu an ne yaparak bunu yenmeye çalıştığımdan bahsedeceğim.

Senfonik metalin en güzel örneklerinden, Haggard. İncecik sesleriyle opera sanatçıları ve arkada bam bam bağıran aletler.. Bir yandan kafamı sallamak isterken bir yandan dinginleşiyorum. Bu müzik için kullanmayı en çok sevdiğim sözcük coşku. Coşkunun vücut bulmuş hali.

Ne diyorduk, takıntılı düşünceler. Takıntılı düşüncelerle baş etmeye çalışırken müzikten faydalanıyorum. Öyle sözlerini anladığım ya da beni daha da kasvetlendirecek müzikler değil. Anlamıyorum, bu kadınlar bu adam ne diyor. Anlamak da istemiyorum. Hör mannelig diyişlerine bitiyorum, arkada çalan müziğe bayılıyorum. Belki saatlerce hiçbir şey düşünmeden bu müziği dinleyebilirim. Düşüncelerden uzaklaştıkça, müziğin içinde kayboldukça huzur buluyorum.

Niyetim bambaşkaydı aslında. Buraya Benedict Cumberbatch ile ilgili bir şeyler yazmak istiyordum. Ama duygusal durum hep ağır basıyor ve öne geçiyor. Şey gibi, sel oluyor ve önünde hiçbir şey duramıyor. Cumberbatch? Yakında seni de sayfalarıma taşıyacağım.. Azcık daha bekleyelim.

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

error

Blogumu beğendiyseniz sosyal medyada paylasabilirsiniz.: )