Yersiz Mutsuzluk

Yersiz Mutsuzluk

Yersiz Mutsuzluk

Bir mutsuzluk çökmüş üstüme saatlerdir. Dönüyorum içime, “ne var?” diyorum. Cevap gelmiyor. Tekrar soruyorum: “Neyin var, niye huzursuzsun, niye mutlu değilsin, bir şey mi eksik?” Balkon yıkıyorum, tezgahı topluyorum yarım yamalak, örtüleri katlıyorum, kuruyan çamaşırları topluyorum. Bedenim işlesin, bir şeyler yapayım ki boş boş düşünmeyeyim diyorum. E bitiyor bir yerde iş de. Bitmese de sıkılıyor insan. Aman be diyorum, aman be. Bitmeyiversin. Ben toz aldıkça açık kapıdan rüzgarla tozlar giriyor içeriye. Bitmeyen bir döngüye giriyorum, tek yaptığım ismimi yazabilecek kadar toz biriktirmemek yüzeylerde. Yoksa çok önemli değil.

Nerde kalmıştık? Mutsuzluktan bahsederken konu nasıl da toza geldi anlamadım. Eksik ne vardı ya da ne fazla gelmişti diye sormaya başladım kendime. Sonra niye mutsuzum sorularının ne kadar anlamsız olduğunu anladım. Ben niye dedikçe, konu “toz” gibi çok alakasız yerlere kayıyordu. Durdum, dinledim içimi. Suçlamalar, kızmalar, bağırmalar, üzülmeler, vs.. Bir sürü şey gelip geçti, o kadar hızlılardı ki, her çarpışlarında daha da mutsuz oldum. Sonra bir an geldi, ahh ne klasik cümleler değil mi. Evet, o an geldi ve aydınlandım. Tabi ki olmadı öyle bir şey.: ) Uyuyakalmışım sadece!

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Blogumu beğendiyseniz sosyal medyada paylasabilirsiniz.: )

  • Follow by Email
  • Facebook
    Facebook
  • Google+
    Google+
    http://www.dongusel.net/yersiz-mutsuzluk">